Mehmet Kaya Avukatllık ve Arabuluculuk Bürosu > Ceza Özel Hukuku  > HAGB ile birlikte ehliyetin süreli olarak geri alınmasına karar verilmişse , HAGB açıklanmadığı halde hemen ehliyet geri alınır mı ? 

HAGB ile birlikte ehliyetin süreli olarak geri alınmasına karar verilmişse , HAGB açıklanmadığı halde hemen ehliyet geri alınır mı ? 

1.) HAGB ile birlikte ehliyetin süreli olarak geri alınmasına karar verilmişse , HAGB açıklanmadığı halde hemen ehliyet geri alınır mı ?
“… açıklanmış ve kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin tedbirin ancak hükmün açıklanmasından sonra kararın kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği (TCK 53/6)”

2.) bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, sanıkların özel şirket yetkilileri olmaları ve şirket yetkilisinin, işini yapmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetlerini kısıtlayacak şekilde sanıkların 1 yıl süreyle mesleklerini yapmaktan yasaklanmasına karar verilemeyeceği hk.
Yargıtay 9.Ceza ve 12.Ceza Dairelerinin kararları
T.C.
YARGITAY
9. CEZA DAİRESİ
E. 2009/13556
K. 2009/10454
T. 21.10.2009
5237/m.53/6, 85/1
5271/m.231
DAVA : Taksirle Ölüme neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ‘nun 85/1, 62. Maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. Maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. Fıkrası uyarınca 5 yıl denetim süresi belirlenmesine, sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/6. Maddesi gereğince 1 yıl süre ile geri alınmasına, ilişkin karar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 tarihli ve 2008/13 esas, 2008/32 sayılı kararın kesinleşmesini müteakip, sanığın ehliyetinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin hükmün infazına ne zaman başlanacağı hususunda doğan tereddüt üzerine ehliyetin geri alınmasına ilişkin hükmün 5 yıllık denetim süresi beklenmeksizin derhal infazına ilişkin aynı mahkemenin 30.10.2008 tarihli ve 2008/13-32 sayılı ek kararına yapılan itiraz üzerine sanık hakkında uygulanan ehliyetin geri alınmasına ilişkin kararın hüküm niteliğinde olup temyize tabi olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair Karaman Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.12.2008 tarihli ve 2008/1092 esas, 2008/1132 sayılı değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53/6. Maddesinde sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararın hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği ve süresinin cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlayacağı hususunun yer aldığı, mahkemece verilen mahkumiyet kararı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulandığı, dolayısıyla açıklanmış ve kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin tedbirin ancak hükmün açıklanmasından sonra kararın kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği, mahkumiyet hükmü açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında uygulanan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekeceği cihetle itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nın 309. Maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı 27.05.2009 gün ve 29514 sayılı Kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2009 gün ve 153837 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden,
SONUÇ : Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2008 tarih ve 2008/1092 ve 2008/1132 sayılı kararının CMUK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
E. 2016/5700
K. 2018/2268
T. 28.2.2018
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine dair hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin, beraat kararı verilmesi gerektiğine dair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-)5271 Sayılı CMK’nın 5728 Sayılı Kanun’un 562. maddesiyle değişik 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na dair düzenlemenin sanıklar hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtların birlikte ve isabetle değerlendirilmesi gerektiği, suç tarihi itibariyle sabıkasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel nitelikte sabıkası bulunmayan, duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları sebebiyle haklarında takdirim maddesi uygulanan ve lehe hükümlerin uygulanması talebi bulunan sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) TCK’nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, sanıkların özel şirket yetkilileri olmaları ve şirket yetkilisinin, işini yapmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetlerini kısıtlayacak şekilde sanıkların 1 yıl süreyle mesleklerini yapmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Bulunamadı

Yorum Yapın